Kullanıcı adı:
Şifre:

Hatırlasın mı?
Sadece Anasayfa üzerinden hızlı giriş yapılabilir.



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 69 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5 ... 7  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: bunları biliyormusunuz??
MesajGönderilme zamanı: 18 Eki 2009, 09:05 
Kayıt: 12 Eki 2009, 08:28
Mesajlar: 187
Konum: Her yer


Vücudumuzla İlgili Bazı Gerçekler


- Kollarınızı açtığınızda oluşan kulaç uzunluğu boyunuza eşittir. (Altın oran)

- Bilim adamlarına göre IQ seviyeniz ne kadar yüksekse o kadar çok rüya görürsünüz.

- Bir adım atmak için yaklaşık 200 kasınızı kullanırsınız.

- Ortalama ölçülerde bir kadın ortalama ölçülerdeki bir adamdan yaklaşık 5" (yani 12,5 cm) daha kısadır.

- Ayak başparmağında iki kemik olmasına karşılık diğer dört parmakda üçer kemik bulunur.

- Bir çift ayakta yaklaşık 250.000 adet terbezi vardır.

- Mide asidi bir jileti eritebilecek güçte olmasına rağmen vücut içinde bir zarar vermez.

- İnsan beyin hücresi 5 Britannica Ansiklopedisindeki bilgileri alabilecek kapasitededir.

- Yiyeceğin ağızdan mideye ulaşması yedi saniye sürer.

- Ortalama bir rüya birkaç saniye sürer.

- Göğüsleri kılsız olan erkeklerin, kıllı olan erkeklerden daha fazla karaciğer sirozuna yakalanma ihtimali vardır.

- Her bir ayakta yaklaşık 1 trilyon bakteri vardır.

- Vücudun 30 dakikada yaydığı ısı ile iki litre su kaynatılabilir.

- Diş minesi insan vücudundaki en sert yapıdır.

- Dişler doğumdan 6 ay önce (diş etlerinin içinde) oluşmaya başlar.

- Sevdiğiniz veya nefret ettiğiniz birine bakarken göz bebekleriniz genişler.

- Sarışınlar esmerlerden daha fazla saç teline sahiptir.

- Burnunuzla başparmağınız aynı boydadır..


Profil  Çevrimdışı
 
 Mesaj Başlığı: Re: bunları biliyormusunuz??
MesajGönderilme zamanı: 18 Eki 2009, 09:06 
Kayıt: 12 Eki 2009, 08:28
Mesajlar: 187
Konum: Her yer

Sakızın Faydaları..


Sakız çiğnemek faydalı mı yoksa zararlı mı? diye daha önce düşünmemiş olabilirsiniz. Hatta erkek çocuklarını sakız çiğneme bıyıkların eğri çıkar diye korkuturlardı eskiden. Oysa sakız endüstrisi o kadar gelişti ki marketlerde sakız reyonu gittikçe büyüyor.

Artık çeşit çeşit sakız var. Aynı kahve sektöründeki veya yoğurt seçimlerindeki inanılmaz çeşitlilik gibi. Artan tüketim ve ilgiye bağlı olarak bu konuda yapılan araştırmalar da artıyor.
Sakız çiğnemek çoğumuzun çocukluğumuzdan kalan bir alışkanlıktır. Bazen kendimizi abur cuburlardan korumak bazen de sinirimizi yatıştırmak için sakız çiğnemeyi tercih ederiz. Her ne nedenle olursa olsun sakız çiğnemek çoğumuzun alışkanlıkları arasında yer alıyor.

270 milyon nüfusa sahip Amerika Birleşik Devletleri\'nin sakız tüketimi yılda 46 milyar adettir. Yani Amerika Birleşik Devletleri\'de kişi başına 184 sakız düşmektedir. Türkiye\'deki duruma göz atacak olursak sakız tüketiminin her geçen gün arttığı göze çarpmaktadır. Aylık ortalama 10 milyon dolarlık bir pazar payından söz edilebilir. Bu rakamlara göre ülkemizdeki herkes yılda bir kez de olsa sakız çiğnemektedir. Peki çiğnemekten zevk aldığımız sakızın aslında sağlığımıza da faydalı olduğunu biliyor muydunuz?

Birçok tüketici şekersiz sakız çiğnemenin diş çürüklerini önlediğini ve nefesi ferahlattığını biliyor ama yeni araştırmalar gösteriyor ki sakız kilo kontrolünde de yardımcı olarak kullanılabilir odaklanmayı uyanıklığı ve konsantrasyonu artırır ve hayatın günlük stresini azaltır. İşte yararları:

Kilo kontrolüne yardımcı olur: Sakız pratik ucuz ve düşük kalorilidir. Şekerli bir sakız yaklaşık 5 -10 kaloridir. Şekersiz olanlar da tercih edilebilir. Sakız atıştırmayı engellemek ve kalori alımını azaltmak için harika bir yoldur.

İştahı azaltır: Sakız çiğnemek iştah kontrolü sağlamaya yardımcıdır. Appetite iştah dergisinde 2007 yılında yayımlanmış çalışma gösteriyor ki öğleden sonraki atıştırma öncesi sakız çiğnemek açlığı ve kalori alımını azaltmaya yardımcı oluyor.

Öğünde daha az yemeye sebep olur: Yapılan bir çalışmada akşamüstü ara öğününden önceki üç saatlik bir zaman diliminde bir saat aralıklarla 15 dakika sakız çiğneyen yetişkinler sakız çiğnemeyenlere göre ara öğünlerinde 36 kalori daha az yedikleri gözlenmiştir. Sakızın şekersiz ya da normal olması ise bir şey fark ettirmiyor ve her ikisi de az yemeye yardımcı oluyor.
Atıştırma olarak seçenek olabilir: Sakız çiğnemek düşük kalorili olduğu gibi yüksek kalorili atıştırmaların yerine de geçebilir. Özellikle 140 kalorilik 1 veya 2 parça çikolatalı kurabiye yerine 2 parça 20 kalorilik sakız çiğneyerek 120 kalori kazanç sağlayabilirsiniz.

Kalori harcatır: Mayo Clinic Uzmanları yaptıkları bir deneyde sakız çiğnemenin saatte 11 kalori yakımını sağladığını hesaplamışlardır.

Konsantrasyonu artırır ve stresi hafifletir: Konsantrasyonu arttırmanın ve gerginliğinizi hafifletmenin basit yollarını arıyorsanız Sakız çiğnemek en kolay yollardan biri olacaktır. Çalışmalara göre sakız çiğnemek uyanıklığı ve konsantrasyonu arttırıyor ve hayatın günlük stresini azaltıcı yönde etki gösteriyor.

Beyne giden kanı artırıyor

Birçok sporcu ve koçları oyun sırasında sakin kalabilmek ve gerginliği azaltmak için sakız çiğnemeyi tercih etmektedir. Aynı zamanda bazı öğretmenler de okullarda sakız çiğneme kuralının değiştirilmesini ve çocukların sınav sırasında sakız çiğnemesinin onların uyanıklığını ve konsantrasyonunu daha iyi sağlayacağını savunmaktadır.

Son yapılan araştırmalarsa sakız çiğnemenin damarlardan beyne giden kan akımını yüzde 25 oranında artırdığını gösteriyor. Appetite iştah dergisinde 2002 yılında yayımlanmış bir başka çalışma gösteriyorki sakız çiğnemek bireylerin öğrenme akılda tutma ve bilgiye erişme yeteneğini de artırıyor.

Ağız ve diş sağlığını destekliyor

Sakız çiğnemenin nefesimizi ferah tutmaya yardımcı olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bunun yanında vücuttaki en güçlü savunma mekanizması olan tükürük salgısını da artırır. Bu nedenle gün içinde sakız çiğnemek iyi bir seçenek olacaktır. Şekersiz sakız ağız sağlığını birçok yönden destekler. Plaklarının ve çürüklerin oluşumunu önler diş minesinde mineral bozukluklarını onarır diş lekelerinin oluşumunu önler olanları azaltır. Sağlıklı bir ağız sağlıklı bir vücutla birebir ilişkilidir. Ağız yoluyla bakterin alınması çeşitli hastalıklara yol açar.

Sakızla kilo kontrolünü sağlamanın ipuçları

Çok yemek yediniz ya da kendinizi durduramıyorsunuz hemen sakız çiğnemeye başlayabilirsiniz.
Yüksek kalorili abur cubur besinlerden yemek istediğinizde sakız çiğneyerek bu güdüyü bastırabilirsiniz.
Stres daha fazla yemek yemenize mi sebep oluyor? Sakız çiğneyerek stresinizi azaltmayı ve atıştırmalardan uzak durmayı deneyebilirsiniz.
Yemek pişirirken sakız çiğnemeniz de hazırlık aşamasında tadına bakma bahanesiyle yemeklerden atıştırmanızı engelleyecektir...


Profil  Çevrimdışı
 
 Mesaj Başlığı: Re: bunları biliyormusunuz??
MesajGönderilme zamanı: 18 Eki 2009, 09:07 
Kayıt: 12 Eki 2009, 08:28
Mesajlar: 187
Konum: Her yer
Vücudun Verimli Saatleri

İşte bilimsel araştırmalara göre belli saatlerde yapılması önerilen aktiviteler..



06:30 Uyandığınızda kendinizi sanki az önce içki içmişsiniz gibi biraz yorgun hissedebilirsiniz. Uyku mahmurluğu denilen bu durumda kalp atış hızı ve kan basıncınızda kısa ve sert değişimler olabilir. Bu etkiler bazen 10 dakika bazen 2 saat sürebilir.
07:00 Bu saatlarde güç dikkat isteyen egzersizler yapılabilir.
07:30 Sabah seksi için testesteron seviyesinin en yüksek olduğu zaman. Bu saatlerde sperm kalitesi de oldukça yüksek oluyor ve isteniyorsa hamile kalma olasılığı da oldukça yüksek.
08:00 Kanın pıhtılaşmasına yardımcı olan trombositler bu saatte günün diğer saatlerine göre daha yoğun etkiler. Yaraların iyileşmesi için en iyi saatlerdir.
10:00 - 11:00 Birçoğumuzun zihni bu saatte açık olur. Bu nedenle randevularınızı mümkün olduğunca bu saatlere alın.
12:00 Öğle yemeği için ideal bir saat. Yemekten sonra ağırlık çökebilir bu yüzden 15 dakikalık kısa bir uyku molası ideal olabilir. Daha fazlası sizi durgunlaştırabilir.
15:30 Dişlerinizle ilgili sıkıntınız varsa bu saat ağrı eşiğinin en yüksek seviyede olduğu zaman. Randevu alarak sorununuzu çözebilirsiniz.
16:00 Bu saatlerde kaslarınız güçlü eklem yerleriniz esnek durumdadır. El ve sırt kaslarınız diğer zamanlara göre daha güçlüdür. Bu saatlerde egzersiz yapmanız vücudunuzu kısa sürede forma sokabilir.
17:00 - 18:00 Bu saatler 'happy hour' saatleridir. Bu saatlerde karaciğeriniz alkollü içkilerin sebep olduğu toksinleri atmanızı sağlayabilir.
19:00 Günün sonunda daha iyi nefes alır daha iyi çalışırsınız. Egzersizler daha fazla kasa dönüşür. Spor için uygun bir saat.
20:00 Bu saatler sevgiliniz ya da arkadaşlarınız için oldukça uygun.
01:00 - 04:00 Artık durun ve dinlenin.
iVillage


Profil  Çevrimdışı
 
 Mesaj Başlığı: Re: bunları biliyormusunuz??
MesajGönderilme zamanı: 18 Eki 2009, 09:10 
Kayıt: 12 Eki 2009, 08:28
Mesajlar: 187
Konum: Her yer
Yanıtlanamayan Evrim Soruları.

1. Allah neden bunca zaman bekledi?
Yanıtlanamayan Evrim Soruları ? Sizce Allah Evren'i 13.7 milyar yıl önce [1] Dünya'yı 4.55 milyar yıl önce[2][3] ve Dünya'daki yaşamı 3.7 milyar yıl önce [4] yaratıp bizi bu dünyaya koymak için neden bu kadar bekledi? Allah'ın alemleri onun nuru için yarattığı son peygamber Muhammed Dünya'ya 1400 yıl önce geldi.

1400 yıl... Yani evren yaratıldığından beri geçen sürenin %000001'i. Yani on milyonda biri...

İnsanların ataları Afrika'da taş araç gereç yapmaya 400.000 yıl önce başladı.[5][6] İnsanlık tarihine 400.000 yıl desek Allah habibi Muhammed'ini son %0.35'lik süre içinde göndermiş oluyor.


2. Allah oksijen yaratamıyor mu?
Allah insanların ve diğer oksijen solunumu yapan canlıların yaşabilmesi için atmosferi neden peşinen oksijenli olarak yaratmadı da siyanobakteriler ve mavi-yeşil algler gibi fotosentetik canlılara ürettirdi?[7] Allah direk oksijen yaratamıyor mu? Bizi çamurdan yaratan Allah'ın ol deyince alemleri yaratan Allah'ın oksijene mi gücü yetmiyor?


3. Allah canlıları neden basitten gelişmişe göre yaratıyor?
Allah neden;
4 milyar yıl önce prokaryotları
3 milyar yıl önce fotosentez yapan bakterileri
2 milyar yıl önce ökaryotları
1 milyar yıl önce çok hücrelileri
600 milyon yıl önce basit hayvanları
570 milyon yıl önce artropodları (böcek örümcekler ve kabukluların ataları)
550 milyon yıl önce gelişmiş hayvanları
500 milyon yıl önce balık ve ilkel amfibileri
475 milyon yıl önce kara bitkilerini
400 milyon yıl önce böcekleri ve tohumu bitkileri
360 milyon yıl önce amfibileri
300 milyon yıl önce sürüngenleri
200 milyon yıl önce memelileri
150 milyon yıl önce kuşları
130 milyon yıl önce çiçekli bitkileri
2.5 milyon yıl önce insan benzer ilk canlıları
200000 bin yıl önce günümüzdeki insana çok benzeyen canlıları yarattı?[8]

Allah neden bu sırayı takip etti? Canlıların DNA'larına baktığımızda bu sırayı yine görüyoruz. Yani fosil kayıtları ile genetik veriler %100 uyumlu. Allah bizi yaratmak için neden ilkel canlılara ihtiyaç duydu? Biz İrem bağında topraktan yaratılmamış mıydık?

Neden kertenkelenin geni aynen bende de var? Neden pirinçle hatta bakteri ile bile ortak gene sahibiz? Biz Dünya'da yaratılmadığımıza göre bizim biyokimyamız neden tüm canlıları ile aynı prensiplere dayanıyor? Genetik materyal aynı enerji sistemleri aynı.... Mesela ATP evrensel enerji molekülü... Ama neden?

Neden yunusun yüzgeci kablumbağanın ayağı ve insanın eli aynı kemik diziliminde?

Neden Allah bizi ahseni takvim yaratmış da bonoboları şempanzeleri gorilleri maymunları bize bu derece benzer yapmış? Bu hayvanlar neden bu derece bize benziyor? Genetiğin %99 felan demeyeceğim... Öyle ama şimdilik bir kenara bırakalım... Hiç şempanze eli tuttunuz mu? Allah'ın derdi neydi de cennete yarattığı insan ve dünyada yarattığı hayvan bu derece benziyor? Allah tasarım kabızı mı? Yoksa evrimi düşünüp kendini inkar edelim de cehenneme düşelim mi istiyor?


4. Allah neden yok edeceği türleri yarattı?
Diyelim ki önceki sorulara ?Allah'ın dünyayı yaratma tarzı böyle o canlılar vesile olmuş? deyip kıvırdınız. Peki Allah Mesosaurus gibi canlıları neden yarattı? [9]

Mesosaurus denize dönmüş bir sürüngendir. Allah bu hayvanı yaratmış ve sanırım insanların imtihanında gereksiz görüp sonradan yoketmiştir.

Bu canlı gibi milyonlarca türün nesli tükenmiş. Allah 3.7 milyar yıldır yarattığı canlı türlerinin %99'unun yokolup gitmesine neden izin verdi? Ya da neden yarattı?

5. Allah Neanderthallerden neden vazgeçti?
Bize çok benzeyen bizim gibi akıllı olan alet yapan resim çizen yaralanmış yakınlarına bakan ve iyileştiren Neanderthaller vardı ama 25000 bin yıl önce Allah galiba sahneyi bize bırakmak istedi ve onları öldürdü. [8] Neden? Allah zavallı Neanderthal kardeşlerimizden ne istedi? Onların insan ile aynı tür olmadıklarını çok iyi biliyoruz [10] ama o dönemde yaşayan insanlar gibi akıllı olduklarını hatta konuşabildikleri söyleniyor [11]. Acaba Allah bizi Adem ile Havva'dan Neanderthalleri de başka bir atadan mı yarattı? Onlar da cennette mi yaratıldılar? Onlarda yasak ağaç yüzünden mi cennetten atıldılar?

6. Allah düzgün çalışan bir DNA kopyalama sistemi yapamaz mı?
Canlıların genetik materyalı RNA yada DNA'dır. Örneğin bizde DNA var. Bu DNA her hücre bölünmesinde kopyalanır. İşte bu kopyalamayı en düzgün yapan enzim bile her kopya da 3'ten fazla hata yapar.[12] Bazen iyice saçmalar. Bizdeki yine iyi sağlama mekanizması felan var bazılarındaki büsbütün paspal. [13] Allah evrimleşelim diye bile bile hata yapan bir kopyalama mekanizması mı gelişirmiş?

7. Allah bizi kurda kuşa yem olalım diye mi yarattı?
Allah'ın bizim için imtihan alanı olarak yarattığı dünya'da neden bize rahat yok? Bakterisi virüsü asalak kurdu sivrisineği timsahı köpekbalığı hepsi peşimizde... Bu nasıl imtihan alanı? Nefsimizle mi uğraşacağız yoksa bu çakallara yem olmayalım diye mi uğraşacağız? Köpekbalığından kaçtık diyelim girmedik alanına hiç bulaşmadık ama virüsler heryıl değişip saldırıyor ve can alıyor. Bazılarının hiçbir kurtuluşu yok. Kesin ölüm... Bu ne? Allah dalga mı geçiyor?

8. Allah düzgün bir dünya yaratamıyor mu?
- Yer sallanır durur; deprem olur...
- Kocaman dalgalar gelir; yüzbinleri yutar...
- Güneş her saniye yüklü parçacık gönderir; kanser yapar...
- Şimşek düşer; ormanları yakar... Hatta insanların bile tepesine düşer bazen...
- Kara kış olur; öldürür... Yazın ateş olur; yine öldürür...
- Yanardağ patlar hem yakar hem zehirler...
- Göktaşı düşer toplu katliam yapar milyarları yok eder.
- İklim 10.000 yılda bir takla atar...
- vs. vs.

Dünya'nın derdi bitmez... Bu ne biçim imtihan alanı? Bu saydıklarımla baş etmenin yolu yok ki... Şimdi siz "aklını kullan bilimle uğraş teknoloji geliştir" diyeceksiniz... Bilimle uğraşanlar da Allah yok diyor. Bu nasıl iş?

Bin tane daha soru yazarım... Neden alkol aldığımızda önce dengemizi yitiriyoruz aşırı alkol aldığımızda solunumuz bloke oluyor? Bu anlayana güzel bir soru aslında... Sinir sisteminin kökenini gösterir alkole tepki basamakları... Ya da neden uyuyoruz ve neden çoğumuz gece uyuyoruz? Bu da sinir ve hormon sistemimizin evrimi konusunda ipuçları verir...


Profil  Çevrimdışı
 
 Mesaj Başlığı: Re: bunları biliyormusunuz??
MesajGönderilme zamanı: 18 Eki 2009, 09:11 
Kayıt: 12 Eki 2009, 08:28
Mesajlar: 187
Konum: Her yer
Klavye Kullanım Şekliniz Bunama Riskinizi Gösteriyor..

Klavye kullanma şekliniz nasıl?
Uzmanlara göre klavye kullanış biçimi erken bunamanın belirtileri arasında olabilir.

İSTANBUL - Amerikan Maryland Üniversitesi’nden Lisa Vizer ve takım arkadaşlarına göre; bireysel klavye kullanım değişikliklerini gösteren yazılımlar sayesinde, yaşa bağlı bunama ve hafıza problemleri teşhis edilebilir.

Araştırmacılar, yaşanması muhtemel bir bilişsel rahatsızlığın ya da hafıza sorununun erken belirlenmesi ile tedaviye zamanında başlayarak hastalığın ilerlemesi engellenebilir.

Ancak bu nasıl yapılabilir?

Araştırma ekibi kişilerin yazma ritminin belirgin ve zaman içerisinde yerleşen bir yapıya sahip olduğunu biliyor. Ancak geçici stres zamanlarında yazma şeklimiz değişebilir. Ekip, fiziksel ya da bilişsel bir duruma bağlı zihinsel stresin teşhis edilebilir olup olmadığını da araştırıyor.

Araştırma çerçevesinde 12 yıllık klavye tecrübesi olan 24 gönüllüye, istedikleri bir konuda e-mail yazmaları gibi bir dizi klavye egzersizin ardından onları fiziksel ve zihinsel stres altına sokacak görevler verildi.

Gönüllüler bu görevlerin ardından tekrar klavye testine tabi tutuldu ve kelime uzunluklarını, kelime kullanımı gibi bilgileri içeren önceki verilerle yeniler karşılaştırıldı.

Araştırma sonucunda; zihinsel stresin yazım hızı ve özelliklerini, fiziksel stresin ise kullanılan kelimeleri ve kullanım şekillerini etkilediği görüldü.

Örneğin; zihinsel olarak baskı altında kalan bireyler daha fazla “Caps Lock” ve daha az “backspace” tuşunu kullandılar. Lisa Vizer, eğer veriler kullanıcının yazım şeklinde uzun süreli bir değişimi işaret ediyorsa bireylerin en kısa zamanda bir doktora görünmesi gerektiğini belirtiyor.

Sonuçlar ve bunama ile klavye kullanımı arasındaki bağ henüz kesinlik kazanmamış olsa da, hastalıklar ve günlük hayatın rutinlerindeki değişiklikler arasında böyle ilişkiler öne sürülmesi bile, ileriki yıllarda çoğu hastalığın erken teşhisini kolaylaştıracak ve tedavi edilebilirliğini artıracaktır.

Alıntı.


Profil  Çevrimdışı
 
 Mesaj Başlığı: Re: bunları biliyormusunuz??
MesajGönderilme zamanı: 18 Eki 2009, 09:13 
Kayıt: 12 Eki 2009, 08:28
Mesajlar: 187
Konum: Her yer
3 Nokta'nın Ne Anlama Geldiğini Biliyormusunuz?

3 nokta "..."ne anlam taşır bilir misiniz?

Anlamı o kadar derindir ki kimse bilmez yada bilmek istemez. Sadece kalemle bırakılan birkaç değersiz şeydir değil mi? "..."



(1. Nokta)

Anlamı gidenlerin arkasından bakmaktır: Gidenlerin ve geri gelmeyeceğinizi sandığınız şeylerin. Değer verdiğiniz ama bu değeri hiçe sayanların arkasından gözyaşı dökenlerin, kendilerini anlattığı bir işarettir. Sevgidir, aşktır; belki de en önemlisi ihanettir, güvendiğiniz kişinin sizi yarı yolda bırakmasıdır, umutsuzluktur, sabahlara kadar acı çekmektir. Bir çocuğun elinden şekerinin alınmasıdır. AĞLAMAKTIR.



(2. Nokta)

Anlamı beklemektir: Bir anda silip atamadığınız, değer verdiğiniz şeyin geri gelmesini beklemektir. Size bir gün döneceğini, elbet bir gün istediğiniz şeyi elde edebileceğinizi düşünmektir. Aslında bildiğiniz şeyi bilmezlikten gelmektir KENDİNİZİ KANDIRMAKTIR.

(3. Nokta)

Anlamı umutsuzluktur. Bekleyip kendinizi kandırdığınız günleri hatırlamak ve bir sigara yakmaktır. İçinize çektiğinizde zehirlendiğinizi bilerek bu acıyı yaşamaktır. Bir anlık zevk için bütün hayatımızı bir hiç uğruna satmaktır. Anlamı AŞK YALANDIR "..."


Profil  Çevrimdışı
 
 Mesaj Başlığı: Re: bunları biliyormusunuz??
MesajGönderilme zamanı: 18 Eki 2009, 09:17 
Kayıt: 12 Eki 2009, 08:28
Mesajlar: 187
Konum: Her yer
Garip ama gerçekmiş :)

Abraham Lincoln 1846 yılında kongreye seçildi. John F. Kennedy ise 1946 yılında kongre üyesi oldu. Abraham Lincoln 1860 yılında ABD Başkanı oldu. John F. Kennedy 1960 yılında ABD Başkanı seçildi.

Lincoln ve Kennedy isimlerinin ikisi de 7 harften oluşuyor.

Ikisi de Beyaz Saray'da yaşarken birer evlatlarını kaybettiler.

Iki başkan da bir cuma gunu suikasta kurban gitti.

Iki başkan da kafasından vurularak öldü.

Lincoln'un sekreterinin adı Kennedy'ydi. Kennedy'nin sekreterinin adı ise Lincoln'dü.

Ikisi de birer güneyli tarafindan vuruldular.
Ikisinin ölümünden sonra da yerlerine bir güneyli başkan atandı.

Her ikisinden sonra başkan atanan kişinin adı Johnson'du.

Lincoln'den sonra başkan olan Andrew Johnson 1808 doğumluydu. Kennedy'den sonra başkan olan Lyndon Johnson 1908 tarihinde doğmuştu.

Lincoln'u vuran John Wilkes Booth 1839 yılında doğmuştu. Kennedy'yi vuran Lee Harvey
Oswald ise 1939 yılnda dünyaya gelmişti.

Her iki katilin de üç isimden oluşan adı vardı.

Her ikisinin isminde de toplam 15 harf var.

Suikasttan sonra Booth, tiyatro salonundan kaçmış ve bir depoda yakalanmıştı. Oswald ise depodan kaçmış ve bir sinema salonunda yakalanmıştı.

Hem Booth hem de Oswald mahkemelerinden önce vuruldular.



Alıntıdır...


İnanmadım ama paylaşmak istedim....


Profil  Çevrimdışı
 
 Mesaj Başlığı: Re: bunları biliyormusunuz??
MesajGönderilme zamanı: 18 Eki 2009, 09:20 
Kayıt: 12 Eki 2009, 08:28
Mesajlar: 187
Konum: Her yer
Yara İzleri ve Dövmeler Nasıl Kalıcı Olabiliyor?

Eğer derimizdeki hücreler düzenli olarak yenileniyorsa, yaralar izleri ve dövmeler nasıl kalıcı olabiliyor?

Derinin epidermis adı verilen en üst tabakasındaki hücreler sürekli yenilenirler. Aslında bu işlem temel olarak derinin dökülmesidir. Fakat derinin dermis adı verilen daha derindeki tabakalarında bu sürekli yenilenme görülmez ve hücreler yenilenmezler. Sonuç olarak dövme yapılırken kullanılan ve dermise enjekte edilen boyalar kalıcı olurlar. Ayrıca bu boya parçacıkları, vücudu yabancı maddelerden arındıran ve koruyan beyaz kan hücreleri (akyuvarlar) tarafından hücre içine alınıp parçalanamayacak kadar büyüktür. Yeni geliştirilen dövme temizleyici lazerler bu boya parçalarını çok daha küçük parçalara ayırıyorlar. Bu sayede beyaz kan hücreleri onları yok edebiliyor.
Yara izlerinin kalıcı olmasından ise, derimizde en çok bulunan yapı elemanı olan ve kollajen adı verilen bir protein sorumlu. Bu protein fibroblast adı verilen hücreler tarafından üretilir. Deri yaralandığı zaman, yara iyileştirilirken devreye giren mekanizma yeni fibroblast hücrelerinin yapılmasını ve yara için özel yapıda kollajen proteininin üretilmesini sağlar. Bu protein normalde deri için üretilenden farklıdır. Derideki hücreler periyodik olarak ölüp yenilendikleri halde bu farklı kollajen proteinleri yara bölgesinde kalırlar. Yaraların iz bırakmadan kapandığı tek evre fetal dönemdir. Bu dönemde de diğerlerinden farklı yapıdaki fetal kollajen üretilir. Eğer fetal kollajen üretimini başlatabilecek bir yöntem geliştirebilirsek, yara izleri bırakmadan gerçekleşen cerrahi uygulamaları mümkün kılabiliriz.


Profil  Çevrimdışı
 
 Mesaj Başlığı: Re: bunları biliyormusunuz??
MesajGönderilme zamanı: 18 Eki 2009, 09:31 
Kayıt: 12 Eki 2009, 08:28
Mesajlar: 187
Konum: Her yer
3 Milyon Erkek Kadınsız Kalacak..

Kız bebekler daha doğmadan öldürülüyor. Anneler sürekli erkek bebek doğuruyor. Bu gelenek ileride ülkenin tüm kültürünü bozacak. Vietnam'da erkek bebek doğumlarının hızla arttığı geçen yıl her 100 kız bebeğe karşılık 112 erkek bebeğin dünyaya geldiği bildirildi.
3 miLyon Erkek kadınsız kalacak !!!
Aile Planlama ve Nüfus Dairesi Genel Müdürü Yardımcısı Duong Quoc Trong bu oransız artışı erkek bebeklerin "soyu devam ettirdiği" yönündeki kültürel inanca bağladı.

KIZLARI KÜRTAJLA ALDIRIYORLAR

Duong Quoc Trong 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada ayrıca erkeklerin büyüyünce aileye daha iyi bakabileceği inancının da bebeklerin cinsiyeti yüzünden kürtajları artırdığını belirtti.

Bu uygulamayı durdurmak için Vietnam'da doktorların bebeğin cinsiyetini açıklaması 2003 yılında yasaklanmıştı ancak doktorların sıklıkla bu yasayı hiçe saydığı ifade ediliyor.

Vietnamlı yetkili hükümetin kürtaj yasağının uygulanması için daha sıkı önlemler alacağını kaydetti.

Erkek bebek sayısının onlarca yıldır arttığı Vietnam'da son yıllarda bu artışın hız kazandığına dikkat çekildi.

3 MİLYON ERKEK EVLENECEK KIZ BULAMAYACAK

Aile Planlama ve Nüfus Dairesi sözcüsü Dang Bich Thuan da bu artış oranının devam etmesi halinde 2030'da Vietnam'da 3 milyon erkeğin evlenecek kız bulamayacağını söyledi.

Dang Bich Thuan erkeklerin farklı ülkelerden kadınlarla evlenmek zorunda kalabileceğini bunun da kültürel farklılıklar yüzünden sosyal sorunlara yol açabileceğini belirtti.

Vietnam'da Sağlık Bakanlığı da "nasıl erkek çocuk sahibi olunur" içerikli kitapların basıldığı yayın evlerine bir süre önce baskın yaparak 2600'den fazla kitaba el koymuş bu türden bilgilerin yayımlandığı internet sitelerinden söz konusu makalelerin çıkarılmasını istemişti.


Profil  Çevrimdışı
 
 Mesaj Başlığı: Re: bunları biliyormusunuz??
MesajGönderilme zamanı: 18 Eki 2009, 09:51 
Kayıt: 12 Eki 2009, 08:28
Mesajlar: 187
Konum: Her yer
Şirinlerin (smurf) bilmediğimiz yönü...

Şirinler yıllardır Komünizm propagandası yapmakla suçlanmış ABD'de bir
dönem gösterimi yasaklanmıştır.

Bunun nedeni para olmadan komünal bir yaşam sürmeleri, Şirin baba'nın
Karl Marx'a benzemesi ve kızıl şapka giymesidir. Herkes kendi işini
yapıyordur ve mutludur. Herkes aynı şeyi giyiyordur. Çizgi filmdeki
Şirinlerin düşmanı Gargamel papaz cübbesi giyer ve dini sembolize eder,
altın ve para düşkünüdür (kapitalizm) ve onları yeme (misyonerlik) gibi
pek çok gizli unsur bulundurduğu iddia edilmiştir.
Şirinler çizgi filminin yaratıcısı Peyo, sosyalisttir.. şirinleri ortaya
çıkardığı zaman iki kutuplu bir dünya vardı.. bir tarafta ABD diğer
tarafta SSCB.. sosyalist olan Peyo, yaptığı çizgifilmle bir mesaj vermek
ve emperyalist amerika'ya karsı bu yolla propaganda yapmak istemiştir..
Şirinler köyünde bir tek bile ibadethane bulunmaz.. ne kilise, ne havra,
ne camii..
Şirinler köyünde para kullanan kimseyi gördünüz mü şimdiye kadar hiç??
para kullanılmaz evet, ama herkes kendine gerekli olan şeyleri bedava
edinir.. tembel şirin bile hiç bir iş yapmadığı halde bütün şirinlerle
aynı standartlarda yaşamaktadır(tembellik hakkı).. şirin çileği
tarlaları sadece bir şirine ait değildir, bütün şirinler bu tarlada hak
sahibidir..
Gargamel'in kedisi azman ise (orjinalindeki adı azrail'dir bu kedinin)
ABD'nin peşinden ayrılmayan küçük ülkeleri sembolize eder..
Ayrıca şirinlerin ingilizce yazılımı smurf'tur, bu da "socialist men
under red flag" yani kızıl bayrak altında yaşayan adamlar..
Şirinlerin temsil ettiği çok farklı unsurlar da vardır. Örneğin; Şirine
feminizmi, Süslü eşcinselliği, Güçlü şirin maço erkeği temsil eder.


Profil  Çevrimdışı
 

Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  

Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 69 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5 ... 7  Sonraki


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

Panel

Başa Dön Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz
Geçiş yap:  
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
Turkce ceviri: phpBB Turkiye
Dizayn Ercan K.